Yaz sıcakları sonunda kendini iyice gösterince doğum günü ve yıl dönümü bahaneleriyle Samos’a kaçmaya karar verdik. Sakız Adası turlarıyla ısındığımız Yunan Adaları keşfine Samos ile devam etmemizin temel sebepleri çok övülen sahilleri ve bize yakınlığıydı.

Kuşadası Limanı’nda sabah 9’da kalkan feribotlarla 1.5 saat süren Samos yolunun en şaşırtıcı tarafı fiyatı. 55 euro verdiğimiz gidiş-dönüş biletlerimizle Karşıyaka-Alsancak feribotunun daha küçüğüne ve daha konforsuzuna binerek yolculuğa başladık. Samos merkezden kiraladağımız arabamıza atladığımız gibi soluğu merkeze 10 km uzaklıktaki Kokkari’de alıyoruz.

Samos Kokkari

Booking’den 8.9 alarak beni cezbeden Kamelia’ya vardığımızda kimseyi bulamayınca pek de şaşırmayarak arayışlarımızı sürdürüyoruz. Bahçe kapısına gizlenen zile bastıktan sonra yukarıdan bir ses “Turkia” diyerek bize ön tarafı işaret ediyor. Ön taraftaki merdivenlerde Spiros’la karşılaştığımızda ben uzaktan selam verirken o beni öperek bağrına basıyor. Karşılama dediğin işte böyle olur. Bundan sonrası ise bambaşka bir hikaye. Tek kelime İngilizce bilmeyen Spiros’la iletişimin temeline yani beden diline geçiş yapıyoruz. O bize işaretlerle Yunanca anlatırken biz gülerek söylediklerinden çıkarımlar yapmaya başlıyoruz. Ben, İzmir, dört anahtar kelimelerinden kendisinin İzmir’de dört sene yaşadığını falan düşünüyorum. Tabii bu düşüncemde o içten sarılmanın etkisi büyük.

samos-kokkari-gezisi-01Neyse Spiros bizi muhteşem manzaralı odamıza yerleştirdikten 10 dakika sonra kapıyı çalarak elleriyle kesip tuzladığı salatalıkları getiriyor. Bu içten ikramın değeri hiçbir otelin özel sunumlarla süslediği ikramlarla ölçülemez. Kamelia’dan ayrılırken Spiros’la fotoğraf çekiliyoruz ve kendisi oğlunun kartını bize vererek “my boy, friend” diyor. Böylece Spiros’un ağzından çıkan ilk İngilizce kelimeleri de duymuş oluyoruz:D İzmir’e döndükten sonra Spiros’un oğluyla mailleştik ve kendisi bana babasının 4 kere İzmir’e, 20’den fazla defa Türkiye’ye geldiğini ve İzmir’i çok sevdiğini söyledi. Spiros’un bizi karşılaması uzun süre unutmayacağım şahane bir anı olarak aklıma kazınıyor. Kamelia’nın muhteşem manzarasını ise gittiğim anda zaten ölümsüzleştirmiştim. Kamelia’dan merdivenlerle indiğinizde sağ tarafınızda şahane bir sahil, sol tarafınızda ise restoranlar yer alıyor. Tabii odanın balkonunu bırakmak çok zor olabilir. Kokkari’de başka yerde kalırsanız gerçekten küserim;)

Kamelia’daki odamızdan Kokkari manzarası

samos-kokkari-gezisi-04 samos-kokkari-gezisi-03Kokkari, Samos’un en turistik ve en sevimli sahil kasabalarından biri. Benim ada turundan sonra kesinlikle en beğendiğim yer Kokkari oldu. Kokkari’de denize girebileceğiniz üç farklı sahil var. Ama hemen 2 km ilerisinde, her gidenin görmesi gereken Lemonakia Beach bulunuyor. Şezlonglarda oturup küçük tavernasında yiyip içebileceğiniz Lemonakia Beach’e elinizi kolunuzu sallayarak girerek yere havlunuzu serip denize girebilirsiniz. Çünkü Yunanistan sahillerinde kimse sizden 40 TL otopark parası, 60 TL sahile giriş parası istemiyor ya da sahili şezlongdan görünmeyecek hale gelene kadar doldurmuyor.

Samos Lemonakia Beach

samos-lemonakia-beach

Lemonakai Beach’den hemen sonra gelen Tsamadou Beach’i yukarıdan fotoğraflayarak Potami’ye doğru devam ediyoruz. Samos Adası’nın doğu ve batısı arasındaki mesafe yaklaşık 30 km. Kokkari’den Potami’ye gidene kadar durmak isteyeceğimiz birbirinden güzel koy ve plaj görüyoruz ama yola devam ediyoruz.

Samos Tsamadou Beach
Tsamadou Beach

Yolun sonunda bizi karşılayan Potami sahili bana hemen İztuzu’nu hatırlatıyor. Küçük bir tesis dışında tamamen boş olan Potami, taşlık sahili ve Samos’un her yerinde olduğu gibi tertemiz suyuyla bizi karşılıyor. Potami sahilinde genel olarak adanın yerlileri bulunuyor. Sahilin hemen arkasındaki dağ yolundan Potami Şelaleri’ne gidilebiliyor. Yürüyüş yolunun ve şelalelerin çok güzel olduğu söylense de zamanımız dar olduğundan vazgeçmek zorundaydık. Zaman bulursanız mutlaka resimlerine göz gezdirerek vakit ayırmalısınız.

samos-gezisi-potami

samos-potami-beachPotami’nin hemen arkasına arabamızı park ederek denize girebiliyoruz. Bizim aklımıza takılan şey ise sahilin temizliği. Bizde bu kadar kolay ulaşılabilen bir sahilin çöpten ve mangal dumanından kurtulamayacağına eminim. Bildiğiniz gibi İztuzu, koruma altına alındığından bu kadar temiz durumda.

Samos Potami Sahili

Potami’den Kokkari’ye dönüş yolunda Manolates’e gitmek için navigasyonu açma gafletinde bulunuyoruz. Kendimizi girebileceğimiz en saçma sapan dağ yolunda bulduktan sonra geri dönüyoruz ama bu bahaneyle denizi kuşbakışı gören Ambelos’u görmüş oluyoruz. Ambelos’ta Manolates yolunu sorduğumuz İhtiyar heyeti, tahmin edebileceğiniz gibi bize Yunanca olarak yolu tarif ediyor:) Neyse bir şekilde Manolates’e giden büyüleyici orman yoluna girmeyi başardıktan sonra Şirince’ye benzettiğimiz bir dağ kasabasıyla karşılaşıyoruz.

Manolates Yolu
Manolates Yolu

Dar sokakları, bakımlı evleri, küçük dükkanları ve ünlü tavernalarıyla Manolates, Samos’un turistik duraklarından biri.

Samos Manolates samos-manolates-gezisi-04Manolates sokaklarında gezip en çok önerilen tavernalarından AaA’da tatlı ve kahve molası veriyoruz. Revani ve Cheesecake denerken yanına Yunanların asla vazgeçemediği Frappe’lerinden istiyoruz. Manolates ve AaA adanın mutlaka uğranması gereken adreslerinden bir diğeri.

samos-manolates-gezisi-02 samos-manolates-gezisi-03

Kokkari’de sahil boyunca devam eden restoran, bar ve kafeler arasından seçtiğimiz Poseidon’da kurduğumuz uzo sofrası bizi pek memnun etmediğinden size öneremiyorum. Poseidon’un Çeşme tarafındaki pek çok balık restoranından  aşağı kalır bir yanı yok ancak Yunan Adaları’nda özellikle deniz ürünlerinde çıta bizden yüksekte. Yıllardır İzmir’de yaşıyorum, Ege ve Akdeniz sahillerinde çokça gezmişliğim var ama hayatımda yediğim en güzel kalamarı Sakız’ın Lithi kasabasında yedim. (O konuya sonra geleceğim) Dolayısıyla sizin daha iyi bir seçim yapacağınıza eminim. Neyse Kokkari güzel, kafamız güzel, Poseidon ne kadar kötü olabilir ki?

samos-kokkari-gezisi-uzo

İkinci güne Kamelia’dan merdivenlerle inilen Kokkari sahilinde denize girerek başlıyoruz. Kokkari’nin daha rüzgarlı büyük sahili dışında kasabanın sağ tarafında kalan iki küçük sahili daha var. Kayalığın hemen dibinden ikiye ayrılan çarşaf gibi deniz, yine öyle duru ve güzel ki çıkmak çok zor.

samos Kokkari sahili

Kokkari Büyük Sahil
Kokkari Büyük Sahil

Kahvaltı için daha önce gözümüze kestirdiğimiz Aelio Bistro Cafe’ye oturuyoruz ve böylece Kokkari’ye tekrar gelmek için şahane bir sebebimiz daha oluyor. Abartmak istemem ama hayatımda gördüğüm en güzel mekanlardan birinin Samos’ta olması çok şaşırtıcı olsa da gerçek.

Samos Aelio CafeYine işini sevgiyle yapan birinin her dokunduğu şeyi nasıl güzelleştirdiğini hayranlıkla izliyoruz. Mekanın dekorasyonundan menülerine, servislerinden sunumlarına kadar her detayına hayran olduğum Aelio’daki kahvaltı seçimim “Like at home” evdekinden daha özenli bir şekilde hazırlanıyor. Ev yapımı dört çeşit reçel, ev yapımı iki çeşit ekmek, mis gibi kokan pastorize olmayan süt, adanın kekik kokulu balı, kendi seçtiğim baharatlı çayım ve diğerleri ahşap bir kasanın içinde her detayı özenle hazırlanmış bir şekilde önüme konuyor. Bu muhteşem sunum bana yıllarca yeter:)

Samos Aelio Cafe Breakfast samos-aelio-cafe-04

Aelio’da ev yapımı limonatalar, smoothieler, tatlılar, kokteyller ne ararsanız var. Böyle özenli bir mekanda hepsinin şahane olduğuna eminim. Seni şimdiden özledim Aelio:(

samos-aelio-cafe-03 Samos Aelio Cafe samos-aelio-cafe-06

Aelio’dan ayrılmak zor ama bugün adanın güneyine ineceğimiz için yolumuz uzun sayılır. Marathakampos Bölgesi’ndeki Ormos’ta kısa bir deniz molası veriyoruz ama açık konuşmak gerekirse su bize Kuzey’deki kadar güzel gelmiyor. Tabii adanın güney kısmında da pek çok sahil ve koy var ama hava sıcaklığı ve zamansızlık bizi hızlıca Pisagor’un memleketi Pythagorion’a sürüklüyor.

samos-pythagorion-gezisiYat limanında sıra sıra dizilen restoran, kafeleri ve çarşıyla bize pek hitap etmeyen kasabanın en güzel tarafı yine ara sokak ve meydanları.

Samos Pythagorion GezisiAra sokaklarda gerçekten güzel tavernalar bulabilirsiniz ama biz sıcaktan sahile kaçarak bu sefer tercihimizi Beach Club’dan yana kullanıyoruz. Pythagorion plajındaki Asterias, yataklı şezlongları, otoparkı, rahatsız etmeyen seviyedeki chill-out müzikleriyle oldukça güzel bir beach club olmasına rağmen girişten, otoparktan veya şezlongdan para almıyor. Sadece yiyip içtiklerinizi ödeyeceğiniz Asterias’ta tahmin edeceğiniz gibi fiyatlar ülkemizin nadide beach club’larıyla yarışamayacak kadar uygun seviyelerde. Akşam saatlerinde Samos merkeze dönüş yapıyoruz.

samos-pythagorion-gezisi-02 samos-pythagorion-gezisi-03

Samos’da bu sefer geleneksel Yunan mutfağından uzaklaşmak amacıyla terasında manzaranın şahane olduğu The Steps’i tercih ediyoruz. Et yemekleri oldukça başarılı olan restoranın çalışanları yine çok sıcakkanlılar. İsmini unuttuğum tatlı Yunan güzeline ise tacımı devrederek geceyi sonlandırıyorum.


Son günü Samos merkezde gezmeye ayıran Eser ve Yeşim’in pişmanlığı çay bahçesindeki Yunan kahvaltısının hemen ardından başlıyor. Artık bir arabamız olmadığından ve bavulumuzu ayrıldığımız pansiyona emanet bıraktığımızdan yapılabilecek pek bir şey yok. Havanın 40 derece olması, Samos merkezindeki dükkanların birbirinden sıkıcı olması, mekanların hiçbir özelliğinin bulunmaması gibi onlarca sebeple bir daha asla Samos’un merkezinde kalmamaya yemin ediyoruz.

samos-merkeziSaat 5’teki feribota kadar beklemek yetmezmiş gibi çok sallantılı bir deniz yolculuğu bizi bekliyor. Tabii 55 euro alıp feribotla yolculuk yapan Meander Travel’a tebriklerimi iletmek istiyorum. Cennet vatanımıza döndüğümüzde sallantıdan başım dönmüş bir şekilde acilen yemek yemeliyim duygusuyla Kuşadası Marina’da bir kafeye oturarak istediğim makarnanın eksik malzemeli gelişiyle neden Yunan Adaları’nı sevdiğimi bir kere daha anlıyorum. Fiyatı 20 TL civarında olan ve içerisinde 3 çeşit mantar, kuru domates, pesto, parmesan olması gereken makarnam kültür mantarı ve kremayla dolu şekilde geliyor. Garsonu çağırıp uyarıyorum, bana ayrı bir kapta parmesan ve kuru domates getiriyor. Yani kendi ülkemde sürekli keriz yerine konmaktan ve hak etmeyen mekanlara tomarla para bırakmaktan öylesine bıktım ki bundan sonra her fırsatta Yunan Adaları’nda tatil yapmaya oldukça kararlıyım. Yunanistan’da daha güzel yemekler yiyip, daha güleryüzlü insanlarla sohbet edip, daha temiz koylarda yüzmek bizdekinden daha ucuza geliyor, hem de kur farkına rağmen. İşini düzgünce yapan insanların ve mekanların daha çok değer bulduğu günler dileğiyle…

samos-church

4 YORUMLAR

  1. Uzun yıllar Marmaris ve İçmeler de çalıştık ve yaşadık . İnanın öyle bir kirlenmişti ki anlatamam. Çıkar çatışmaları , göz göre göre yapılan haksızlıklar tarif edilemez durumdaydı.Şu anda Muğla Valiliği denetiminde, kıpırdayamıyorlar artık.Geçen ay İçmelere gittik. El değmemiş , bakir kasabalar vardır ya ..o durumdaydı .Sessiz sakin , gün geldi restaurantların gürültüsünden Jandarmayı arardım.İçim sızladı o halde görünce , evladını yıllarca göremezsin de için için özler , için sızlarya aynen öyle oldum .Elimizdeki hiçbir şeyin kıymetini bilemiyoruz .Önce yitirip sonra toparlamaya çalışmamız lazım herhalde …Sevindim , paylaştıklarınız beni mutlu etti…Teşekkürler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here