Vize almanın bir dert olduğu ülkemizde bizim gibi vizesiz seçeneklere yönelenlere de yardımcı olabileceğini düşündüğüm bir rota yaptık yakın zamanda. Bu rotanın beni en çok cezbeden noktası son dönemde ülkemizde de çok popüler olan Karadağ idi. Uzun süredir Schengen vizesine dahil olacağı söylenen noktalardan olduğu için görmek isteyenlere öncelik vermesini önerebilirim. Zaten gidince bizim gibi düşünerek hem görmeye hem de yatırım yapmaya gelen pek çok Türk olduğunu göreceksiniz. Neyse konuyu dağıtmadan 8 günlük araba rotamıza ve öne çıkanlara geçiyorum.

Öncelikle arabayla gezeceğimiz için en az 2 şoför olacağımız bir planla 4 kişi yola çıktık. Bu şekilde hem gezi daha ekonomik oluyor hem de uzayan yollarda şoför değiştirebildik. İzmir’de yaşadığımız için hem direkt uçuş hem de ekonomik uçak biletine odaklandık. Seçeneklerimiz arasında Üsküp ve Belgrad vardı. Hem mesafe hem de uçak bileti açısından rotamızı Üsküp olarak belirlesek de biraz önce paylaşacağım sebeplerden dolayı daha kısa bir rota yapmanızı önerebilirim. 

Rotamız şöyleydi: Üsküp – Matka Kanyonu – Ohri – Tiran – Budva – Karadağ – Tiran – Üsküp

Araba Kiralama

rentalcars ve online araç kiralama sitelerinden sonra karşıma Üsküper firması çıktı. Whatsapp üzerinden araç seçip pazarlık edince çok daha ekonomik bir fiyat verdikleri için aracımızı kendilerinden kiraladık. Kolay ve problemsiz şekilde havalimanından teslim alıp havalimanına teslim ettik. Türkçe olarak kendileriyle yazışabilirsiniz bu arada.

Balkan ülkeleri arasında araçla geçiş yapmanızı sağlayan Yeşil Kart denen bir uygulama var. Araç kiraladığınız yere araç rotanızı yani hangi ülkelere gireceğinizi bildiriyorsunuz. Pasaport numaralarınızla sizin adınıza bir kayıt açılıyor. Biz Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ ülkelerine giriş yapmak için 80€ ödedik.

Sınır geçişleri oldukça hızlı ve kolaydı. Aracınızdan inmeden pasaport, yeşil kart ve araç ruhsatını kontrol edip hiç soru vs sormuyorlar. Geçtiğimiz dönemden mi bilemiyorum ama sınır geçişlerinde en fazla 10 dk bekledik. Biz Haziran başında bu rotayı yaptık yani sezon henüz tam başlamamıştı.

Şimdi gelelim yollara:( Balkan yolculuğunuzda hep tek şerit yollardan gideceğinizi unutmayın. Ayrıca bu bölgelerde radarla ceza yazıldığı için hız sınırlarına uymamızın şart olduğu söylendi araç kiralama firmamız tarafından. Şehir giriş ve çıkışlarında hep trafik var ve çok fazla yol çalışması vardı.  Bu yüzden ortalama 50 km ile yol alabildiğimiz için kağıt üstündeki planlarımızdan çok daha uzun arabada yolculuk yaptık. Dolayısıyla araçta vakit geçirebilmek için abur cubur rekorumuzu kırdık. Bu  yüzden Balkanlarda daha kısa araç rotaları tercih etmenizi önerebilirim açıkçası. Ama doğa ve manzaralar çok güzeldi tabii orası ayrı.

1.Gün: İzmir – Üsküp

İlk gün uçağımız 14:30 gibi Üsküp’e indiği için ilk günü Üsküp şehrine ayırdık. Açıkçası hayatımda ilk defa bir şehir için hiç gitmeyin diyebilirim. Ben olsam Üsküp’te hiç kalmadan yola devam edebilirsiniz ama şehre 20 dk uzaklıktaki Matka Kanyonu görülecek yerler listenize girebilir ben çok keyif aldım.

Öncelikle Üsküp’te kaldığımız ev çok kötüydü yani konaklama kalitesi olarak daha dikkatli olunmalı. Türk Çarşısı içerisinde Destan Köfte’de cevapçi yani ızgara köfte ve güveçte kuru fasulye yendi ama beğenilmedi.

Börekleri de pek beğenmedik. Trileçe ve sütlaç denendi beğenilmedi. Favorimiz tatlıcıydı –
РИГАРА СЛАТКАРНИЦА –  buraya tekrar uğradık. Acıbadem kurabiyesi, fıstıklı kadayıfı ve genel olarak ürünleri en iyi olan yer burasıydı. İyi bir kahveciye hasret kaldık.

2. Gün: Üsküp – Matka Kanyonu – Ohri 

İkinci gün Üsküp’ten Matka Kanyonu’na geçtik ve burayı çok beğendik. Yürüyüş yapmak, tekne gezisi yapmak, restoranda bir şeyler yiyip içmek için çok tatlı bir yer. Şimdi çektiğim fotoğraflara bakınca ne kadar fotojenik olduğunu tekrar anladım.

Ohri 

Bana Antalya Kaleiçi’ni hatırlatan Ohri Gölü eski evleri, kiliseleri, kale duvarları ve tabii ki göl kenarı keyfiyle tam yazlık kaçış noktası. İkinci gecemizi buraya ayırdık ve akşam eski kent merkezi sokaklarında gezerek kendimize son dakika konaklaması ayarladık. 

Ohri’de Osmanlı Dönemi’nden kalma Safranbolu evleri ve camiler var. Yine Eski Türk Çarşısı içerisinde çayından tatlısına her şey mevcut. Göl kenarında keyifli yemek yiyip, gölde yüzerek eski sokakların keyfini çıkartabilirsiniz. Buraya özgü incilerden alarak güzel hediyelerle eve dönebilirsiniz ama bizim yolumuz uzundu pek bir şey alamadık. Buranın bizim için öne çıkanları şöyleydi.

Kaj Kanevche

Sabah taş yollardan yürüyerek göl kenarındaki Kaj Kanevche’de kahvaltı ettik. Hem kahvaltı hem mekan çok keyifliydi. Öneri için Biz Evde Yokuz ekibine bir teşekkür borçluyuz. Kahvaltının yıldızı bu bölgede bulabileceğiniz köz biberden yapılan ajvardı.

Aziz Yuhanna Kilisesi (Saint John Church)

Kahvaltıda manzaramıza giren Aziz Yuhanna Kilisesi’ne sadece manzarası için bile çıkılır. Burada ağaçların altında serinleyerek gölü yukarıdan izlemek enfesti. 

National Workshop For Handmade Paper

Sokaklarda kaybolurken yolumuza çıkan şahane dükkanda el yapımı kağıtlardan şahane hediyelikler alabilirsiniz. Hem de içeri girer girmez sahibi bize el yapımı kağıdın nasıl yapıldığını anlattı. Böyle tatlı yerlere bayılan ve halen el yapımı kağıdı denemeyen biri olarak buradan hatıralıklarımı aldım. Bu tatlı anı ise instagram’da ‘Balkan Roadtrip’ öne çıkanlarına ekledim.

Ohri Gölü 

Tatlı bir tatil kasabası samimiyetindeki Ohri Gölü kenarında vakit geçirip, yürüyüş yapıp hava ve özel koşullar sebebiyle yüzemeden;) ayrıldık ama zamanı olanlar için tekne turları ve tatlı plajlar mevcut.

  1. Gün: Ohri – Tiran

Artık K. Makedonya’dan ayrılıp Arnavutluk sınırına  geçme zamanı. Sıradaki ülkemiz Arnavutluk’un başkenti Tiran. Sınır geçişimiz hızlı, sorunsuz ve sorusuzdu. Tiran’a girişte maalesef korkunç bir trafik vardı ama şehri biz sevdik. Tiran özellikle fiyatları ve yeşil sokaklarıyla bizi mutlu etti. Açıkçası hem giderken hem de dönerken yol üstü durağımız olduğu için burada giderken ve dönerken birer gün geçirdik ve şehri ucundan birazcık görebildik. Tekrar gidebilirim hatta Karadağ’ı merak edenlere buradan araç kiralayıp devam etmelerini önerebilirim. 

Eski Soğuk Savaş sığınağı, günümüzde ise çok katlı bir yer altı çağdaş sanat ve tarih müzesi olan Bunk’Art 2‘ye girdik. Şehir merkezindeki tarihi yapı ve meydanlara göz atıp hızlı bir tur yaptık. Tiran Kalesi turistik bir şekilde restoran ve barlarla kuşatılmış. Burada ve çevresinde vakit geçirmek de keyifliydi.

Tiran İtalya’nın karşı kıyısında olduğunuzu hissettirecek İtalyan restoranlarına sahip ama biz vakitsizlikten pek mekan keşfine çıkamadık. Kale içinde pek çok restoran ve kafe var. 

Yine bitmeyen yollar yüzünden kendimizi hava kararırken otele atıp dışarı çıktığımızda acilen yemek yemek için çay bahçesi kılıklı İmaji denen bir açık hava parkına oturduk. Burada ev şarabına kadar tam bir İtalyan menüsü vardı. Pizzası, caprese salatası ve makarnası beklentimizin üstündeydi. Lokal biralar ve house wine da çok başarılıydı. Bir öğün denenebilir.

Hemingway Jazz Bar

Gece kapanışına yakın bir şeyler içtik. Canlı müziğe denk gelemedik ama keyifli bir barda açık havada vakit geçirmek güzeldi. 

TeDukTu

Sabah aradığımız iyi kahveyi burada bulamasak da kahvaltı tabakları ve mekan fena değildi. Daha iyisini bulacağınıza eminim tabii:)

Tiran’da Konaklama: Villa Jasmin

Dönerken Tiran’a tekrar uğrayınca bu sefer yüksek puanlı Villa Jasmin’de konakladık. Şehrin içerisinde yemyeşil bir çıkmaz sokakta bulunuyor ve odaları çok geniş ve yepyeni. Otoparkı da var. Öneririm tekrar gitsem hiç aramaz yine burada kalırım.

Villa Artigiano

Rezervasyonsuz girilemeyen dışarıdan çok keyifli görünen bir hayal kırıklığı bırakıyorum buraya. Personeli de yemekleri de ortalamanın altındaydı maalesef olmamış diyip buradan kaçtık. 

Tabii burası kumar severlerin uğrak noktalarından. Ben Hollywood filmlerindeki gibi bir Casino bulamadığım için bu ortam bana 90’larda gittiğimiz atari salonlarını hatırlatıyor. Hızlıca mekandan ayrılıyoruz çünkü bizlik değil;)

  1. Gün: Tiran – Budva

Tiran Budva arası deniz kenarından giderek Arnavutluk kıyılarını da keşfedebilirsiniz. Biz Karadağ’a hemen geçmek için yine çok güzel ama bitmek bilmeyen yollardan geçtik. İlk durağımız Budva’nın girişi yaşadığım en büyük hayal kırıklıklarından biriydi. Her yerde çok katlı rezidans inşaatları ve bizdeki gibi estetik yoksunu yapılar gördüğüm için fotoğraflarda gördüğüm Budva’dan çok uzak bir şehirdeydim.

Neyseki burada ayarladığımız yer tam bir teyzemin yazlığına geldik hissinde güzel bir konumdaydı. Akşam kendimizi yine aç bir şekilde sokaklara atsak da etkinlik yüzünden kapanan yollar yüzünden eski şehre ulaşamadık bile. Deniz kenarında dizilmiş restoranlardan birinde acımızı dindirmeye çalışsak da ilk gece ve ilk izlenim olarak Budva’yı hiç sevmedik. Bizim ülkede sevmediğimiz ne varsa tam ortasına düşmüş gibiydik. Kötü restoran yüksek fiyat, yüksek katlı bina ve inşaatlar, insan kalabalığı vs. Neyse kendimizi odaya atıp dinlendik ve ümitleri Kotor’a bıraktık.

5. Gün: Budva – Kotor

Ertesi gün artık denize kavuşma ve eski şehri görme vaktiydi. Neyse eski şehri görünce biraz oh çektik üstüne bir de Casper Bar&Roastery’de iyi kahve ve iyi bir brunch keyfi yaptık. Bahçesi hem serin hem çok keyifliydi.

Ayrıca çok geniş bir yemek ve içki menüsü de olduğundan her saat uğramaya uygun bir nokta.

Sonra eski şehirde turlayıp sonunda deniz keyfi yaptık. Böylece Adriyatik Denizi’nde de yüzmüş olduk. Açıkçası Budva’nın plajları ve denizi keyifli olsa da hayal ettiğim Orta Çağ kasabasını Kotor’da buldum.

  1. Gün: Kotor Körfezi

Kotor daha surlarından içeri girmeden bizi büyüledi. Bu Orta Çağ kasabası aradığım İtalya ilhamını bana verdi. Zaten Venedikliler tarafından yapılmış. Stari Grad denen eski kent UNESCO koruması altında ve büyüleyici. Biz şehrin içerisinde HealthyStudio512 Apartments‘ta kaldık ve eve bayıldık. Siz de eski kent merkezinde konaklamak isterseniz öneririz.

Büyüleyici sokaklarında yüzlerce fotoğraf çekerken kentin asıl sahibi olan kediler sizi her köşe başında bekliyor. Biz gittiğimizde girişte kedi evi yavru kedi kaynıyordu. Kedilerin kente denizciler tarafından getirildiği ve şehrin koruyucuları olduğu yazıyor ama kedi severseniz Kotor’u daha çok seveceksiniz. 

Kotor’da Öne Çıkanlar Listemiz:

Kale

Çıkmak için 8 euro verilmesini saçma bulsam da şehri yukarıdan izlemek ve fotoğraf için şahane bir nokta. Ayrıca tamamını çıkmadık ama bizim çıktığımız gün hava kapalı ve yağmurlu olunca çok keyifliydi. Aşırı sıcakta önermem.

Konoba Scala Santa

Kentin içinde bize şahane bir İtalyan menüsü sunan Konoba Scala Santa rezervasyon şart olan bir mekan. El açması makarnalar, et ve deniz ürünü denedik herşey süperdi. Tabii güzel bir lokal şarap menüsü de var. Burada geleneksel tatlıları Krempita da denendi ve sevildi.

BBQ Tanja

İkincisi surların hemen dışındaki bir kasap. BBQ Tanja et seçtiğinizde size şahane barbekü tabakları hazırlıyor ama aşırı kalabalık ve talep gören bir yer. İki saate yaklaşan bekleme süreleri var. Biz zaman kaybetmemek için tavuk yedik ama patatesten salataya her şey iyiydi, denenir.

Akşamları eski kent içinde takılıp barlarda keyif yaptık. Gündüz cruise gemisi kalabalığı olsa da akşam çok az kişi kalıyor ve biz bu sakinliği seviyoruz.

Ertesi gün Kotor Körfezi’ni turladık ama denize giremedik. Deniz için Budva gerçekten en iyisi. Dobrota’da olabilir ama Perast sadece beton iskele ve girişi paralı küçük bir sahile sahip.

Perast

Tam olarak kartpostal gibi bir nokta. Muhteşem manzaraları ve sokaklarıyla mutlaka görün derim ama mekan kalitesi kötü. Tam turist gelsin fazla para isteyelim tadında mekanlar var. Buradan tekneyle Lady of the Rocks görülebilir. Aslında tüm körfezde tekne turu daha keyifli olurdu bence araçla biz biraz sıkıldık çünkü denize girilecek keyifli bir nokta yok.

Herceg Novi

Körfezi Hırvat sınırına kadar gelip mecburen buradan denize girdik ama çok hızlı kaçtık.

Tivat 

Kamenari Lepetane arasında küçük bir feribot var. 5 euroya araçla karşıya geçip Tivat’ı görmeye gittik. Tivat marinası olan her gördüğümüz yerle aynı ve yüksek fiyatlı olunca uzun süre kalmadan Kotor’a döndük.

7. Gün: Kotor – Tiran

Kotor’dan Üsküp’e dönmek tek seferde zor olur diye düşünerek dönüş yolunu ikiye böldük ama siz bölmeyin:) Tiran şehrine girişte ve çıkışta dev bir kaos olduğundan bu bize gereksiz zaman kaybettirdi ve yolda fazladan zaman geçirmiş olduk. Akşam Tiran’da kendimize zor geldik ve ertesi gün yine yorucu bir yol bizi bekliyordu.

8. Gün: Tiran – Üsküp

Dönüş yolunda son günümüz gece uçağımız olduğundan yine Tiran turlarıyla başlayıp  Üsküp’e doğru yola çıkışımızla devam etti. Üsküp’ü beğenmediğimiz için şehir merkezi dışında bir AVM’de uçağa kadar vakit geçirdik.

Bu turu biz yaptığımızda henüz Pegasus’un Karadağ uçuşları başlamamıştı. Bence Karadağ gezisini ayrı, Kuzey Makedonya’yı ayrı görmek daha mantıklı. Zamanınız varsa Tiran-Karadağ olabilir ama yollar ve trafik önceden aklınızda olmalı.

Tabii 4 kişi araç kiralamalı gezmek ne olursa olsun hem ekonomik hem de keyifliydi. Bir dahaki gezilere diyelim.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz