Zorlu geçen bir dönemde gidilebilecek en güzel şehirlerden birinin Amsterdam olduğunu ben de gidince anladım. 33 derece’den 13 dereceye geçiş yapmış olmamıza rağmen uçak Amsterdam semalarında süzülmeye başladığımızda ben çok düzenli ve yemyeşil bir şehre geldiğimizin farkındaydım. Amsterdam denilince aklımıza uyuşturucunun, fuhuşun, homoseksüel evliliğin serbest olduğu bir ülke geliyor ama nedense kimse şehrin güzelliğinden bahsetmiyor veya gerek görmüyor mu?

amsterdam-gezisi-29

Şehirde yaptığımız ilk yürüyüşümüzde her ikimizde büyülenmeye başladığımızı hissediyoruz. Bunun sebebi Kuzey Avrupa’ya ilk kez geçiş yapmamız mı, zorlu geçen birkaç aydan sonra yaşadığımız rahatlama hissi mi yoksa Amsterdam gerçekten masal şehirlerine mi benziyor bilemiyorum. Amsterdam evleri bana kurabiyeden yapılmış evleri hatırlattı. Kanalların arasında uzanan arnavut kaldırımlı yollarda arabadan çok bisiklet var. Büyük bir şehirdeyiz ama en meşhur sokaklarından 5 dakika uzaklaşınca kuş sesleriyle kendimizi küçük bir kasabadaymışız gibi hissediyoruz. Önü çiçeklerle dolu bir binanın merdiveninde kız arkadaşıyla flörtleşen oldukça şık ve yakışıklı bir erkek görüyorum. Şehrin yerlileri hem güzel ve yakışıklı, hem de oldukça şıklar. Evlere, bisikletlere, kanallara, insanlara şaşırırken bir müzik kutusu sesi duyuyorum. Eser’le kafamızı yukarı kaldırdığımızda devasa bir müzik kutusu gibi çalan kiliseyi görüyoruz  ve artık eminiz, biri bizi romantik komedi filmlerinin çekildiği sete getirdi ama biz içtiğimiz sigaranın etkisiyle o kısmı unuttuk:D

amsterdam-gezisi-09

Amsterdam’a geleli birkaç saat olmuştu ve biz şehrin soğuk havasına alışma aşamasındaydık. Soğukla mücadele edebilmek için önce karnımızı doyurmamız gerektiğini düşünerek öneri listemize giren Burgermeister’den burgerlerimizi ve şişesini görüp içmeye karar verdiğim Bundaberg Ginger biralarımızı alıyoruz. Karnımız doydu ama şehri keşfetmek için çok sabırsızız. Merkeze doğru yaklaştıkça kalabalık artmaya başlıyor ve ilk uğradığımız coffeshop Bas Joe oluyor. Hava almak için kendimizi sokaklara vurduktan sonra toplamda yaklaşık 15 km yürüdüğümüzü farkediyoruz, kafamız güzel;) Daha Amsterdam’a geleli 5 saat oldu ama biz çoktan yorulduk bile.

Amsterdam'da Yemek Burgermeister

Amsterdam’da havanın açık olması umuduyla gözlerimizi açtığımızda parçalı bulutlu bir güne uyanmanın sevincini yaşıyoruz. Otelimizin papağanlar uçan şahane bahçesine camekandan bakarak kahvaltı ettikten sonra bize çok yakın olan Vondelpark’a giriyoruz. Güneş bizim için biraz yüzünü gösterdikten sonra bir daha görünmemek üzere kayboluyor. Vondelpark’ta saatlerce oturabiliriz ama bunun yerine parkta kısa bir tur atarak ücretsiz etkinliklere göz gezdiriyoruz. Gittiğinizde Vondelpark’taki ücretsiz etkinliklere göz atmayı unutmayın.

Amsterdam Seyahati Vondelpark

Bugün şehri tanımaya Jordaan’dan başlıyoruz. Bu bölgede ünü sınırları aşan Cafe Winkel’de mola vererek şimdiye kadar yediğimiz en iyi elmalı turtayı yiyoruz. En az turta kadar lezzetli olan kremanın bile tadı damağımda kaldı. Ayrıca içi ufacık olan mekan ısınmak için birebir. Winkel’in çok yakınında şehrin meşhurlarından The Pancake Bakery bulunuyordu ama elmalı turta üstüne pancake yemeye cesaret edemedik.

 

Jordaan lokalleri çok, turistleri az göreceğiniz şahane kaçış noktalarından biri. Bu bölgedeki oldukça güzel onlarca cafe ve restoran bulunuyor. Aynı zamanda bisiklet üstündeki tarz sahibi Amsterdamlılar’ı dikizlemek için de şahane bir durak. Jordaan’dan merkeze gelerek biraz vitrinlere bakınıp sonrası için alışveriş planları yapıyoruz. Amsterdam gezisinin en keyifli yanı sıkıldıkça ve yoruldukça kanal kenarlarındaki banklarda soluklanmak. Elinize kahvenizi, biranızı, patates kızartmanızı veya sigaranızı alın ve kanaldaki botları, bitmek tükenmek bilmeyen bisikletlileri izleyin.

Amsterdam Gezisi Bisikletler

Amsterdam’ın meşhur I Amsterdam yazısının da bulunduğu Museumplein’de fotoğraf için şebekleşenleri izleyip kendimizi bozmadan müze kuyruklarına göz gezdiriyoruz. Planım Rijksmuseum’a girmekti ama kuyruğu görünce vazgeçiyorum.

Amsterdam Gezisi MuseumpleinBunun yerine her turistin olmazsa olmazları arasındaki kanal turuna geçiyoruz ve Lovers firmasına kişi başı 16 Euro verdikten hemen sonra aynı turu 9 Euro’ya alabileceğimizi farkediyoruz:( Lovers hemen merkezde olduğundan hem fiyatı yüksek hem de botları çok kalabalık. Önerim biraz da uzaklaştıktan sonra göreceğiniz daha ucuz ve çok daha az kişinin katıldığı turları tercih etmeniz. Dolmuş modundan çıkarsa kanal turu keyifli olabilir sanırım. Benzer bir hayal kırıklığını Venedik’te Gondol’a bindiğimde de yaşamıştım.

Amsterdam Kanal Turu

Şehrin her daim kalabalık olan ünlü meydanı Dam’ı görüp hayran hayran izledikten sonra kalabalıktan bunalıp hızlıca kaçıyoruz.

Amsterdam Dam Meydanı

Otelimiz bar, restoran cenneti Leidsplein’in çok yakınında olduğundan burada El Rancho Argentino’da güzel bir steak yiyerek ve barları gezerek gece turunu yine Vondelpark’ta tamamlıyoruz. Vondelpark gece de en az gündüz kadar büyüleyici.

Amsterdam Boathouse

Cumartesi günü Amsterdam’ın İstiklal Caddesi diyebileceğim Kalverstraat’ta alışverişle başlıyor.

amsterdam-gezisi-02Buradan Flower Markt ve Waterlooplein’e geçerek pazar gezmesi ve alışverişi yapıyoruz. Buradan yeni doğanlar için elde örülmüş Vecihi beresini kapıyoruz ama son anda. (Amsterdam’da pazarlar 5’te kapanıyor!)

  Açlık krizi için günün menüsünde pancake var. Yine kreması çok taze güzel bir pancake yiyerek enerji depoluyoruz. Amsterdam PancakeAlışveriş turunda en beğendiğim adreslerden biri Art Unlimited oldu. Tabelalar, posterler, kartpostallar, defterler ve hediyelik tasarım objelerle dolu dükkanda kendimizi zor durdurduktan sonra bu kez şehrin başka bir meydanında akşam yemeği molası veriyoruz.

Rembrandtplein’de restoranlar, barlar ve coffeshopların yanı sıra Rembrandt’ın Night Watch tablosunun heykeli bulunuyor. Restoranda keşfettiğim blush bira Wieckse‘ın tadı damadığımda kaldı. Amsterdam’ın olmazsa olmazı Red Light District’i kısa bir selam vererek bu kalabalığı arkamızda bırakmayı tercih ediyoruz. Gece kahveleri ‘t Loosje’da birbirinden yakışıklı garsonlar eşliğinde içiliyor;)

Amsterdam Gecesi

Pazar günü Albert Cuyp Pazarı’na gitmeyi planlayan masum Yeşim’in dramı Pazar günü pazar kurulmadığını öğrenmesiyle başlıyor. Pazar günü hiç pazar kurulmaz mı:P Buradan Heineken Experience’a geçelim diyoruz ama burası için de yeterli zamanımız yok. Yaşasın plansız gezmek diyerek De Pijp bölgesinde şahane bir patatesçi olan Frituur D’anvers, yüzlerce bira çeşidiyle bizi mest eden Beershop ve Vondelpark kadar güzel Sarphatipark keşifleriyle mutlu oluyoruz. İşte bunlar hep tekrar gelebilmek için bahane;)

amsterdam-gezisi-27 amsterdam-gezisi-28

Amsterdam gerçek bir fast food cenneti. Sıcak yiyecek otomatları Febo’lar açlık krizinde hayat kurtarıcı rol oynuyor. Ayrıca şehrin her yerinde patates kızartması, pancake, waffle satılıyor. Ama yediğim en güzel patates kızartması kesinlikle De Pijp bölgesinde keşfettiğimiz Frituur D’anvers. Taze patatesten hazırlanan kızartma şehirdeki en iyilerden biri bence, mutlaka denemeli. Amsterdam’da fast food kadar çok göreceğiniz steak restoranlarından tesadüfen denediklerimiz oldukça iyiydi. Yani Amsterdam’dan steak yemeden dönmeniz çok düşük bir ihtimal.

Amsterdam Patates Kızartması

Burası gerçek bir hipster cenneti. Amsterdam’da bisikletler tarzı tamamlayan en özel aksesuarlardan. Burası gerçekten özgür bir ülke. Bu özgürlükle ne yapmak istediğiniz size kalmış ama ben gecenin 3’ünde bisikletiyle tek başına eve dönen kadınların rahatlığına imrenerek bakışımı asla unutmayacağım. Baş döndürücü bisiklet trafiğine alışmak biraz zaman alsa da bir süre sonra asıl dikkat etmeniz gerekenin arabalar değil bisikletler olduğunu anlıyorsunuz. Şehir taşkınlık için gelen turistlere rağmen çok güzel ve huzurlu. Dampkring Coffeshop gerçek bir sigara barına sahip gördüğüm tek coffeshop oldu, uğrayınız:)

amsterdam-gezisi-03 amsterdam-gezisi-12 amsterdam-gezisi-18 amsterdam-gezisi-19 amsterdam-gezisi-24

Bir daha gidersem mutlaka!

  • Karşı kıyıya feribotla geçip IJ Hallen Pazarı’na git.
  • Bu sefer doğru günde Albert Cuyp Pazarı’na git.
  • Heineken Experience’a girmeyi başarabilirsin;)
  • Winkel’den ekstra kremalı elmalı turta ye.
  • Merkezden peynir ve waffle alayım diye uğraşma hepsi havaalanında daha ucuz:(
  • 4 günde 70 km yürüme sonra ayakların yara oluyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here