Aslında planımız Paris’e gitmekti. Uzuuuuun süre önce kapattığımız indirimli biletlerimiz sayesinde kurduğumuz 4 günlük Paris gezisi hayallerimiz malumunuz saldırıyla kabusa dönüştü. Bildiğiniz gibi vize almanın üniversite sınavını kazanmakla eş değer görüldüğü ülkemizden Fransa’ya vize başvurusu yapmak için daha kötü bir zaman olamayacağını tahmin ettiğimizden ani bir kararla Barselona biletleri alındı.

Bu kararımızda “Fransa’ya başvurmayın ağğğbi red yersiniz” diyen Hayal’e, Schengen vizesi kaldırılacak haberleriyle bizi hiç yalnız bırakmayan arkadaşlarımıza, “yani Yunanistan vizesiyle gitmeseniz daha iyi olur” diyen vize ofisi çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz.

Barselona - Port Vell

Ülkemizde kötü haberlerin kötü havayla buluştuğu bir günde yola çıkarak 15 derecelik güneşli bir Barselona gününe geçiş yapıyoruz. Barselona’nın en sempatik taksi şoförüne denk gelmiş olmalıyız ki kendisi bize yol boyunca hem etrafı tanıttı hem de şehri ekonomik gezebilmenin ipuçlarını verdi. Ama bir süre Barselona’da yaşayan Pınar sayesinde dersimize çalışmış ve uğranacak adresleri çoktan Trip Advisor City Guide uygulaması üzerinden işaretlemiştik. Daha önceki İtalya gezimizde olduğu gibi offline çalışan Trip Advisor yine hayat kurtarıcı bir rol üstlenerek şehri rahatça gezmemize ve aradığımız mekanlara kolayca ulaşmamızı sağladı.

Barselona Gezi Rehberi

İlk günümüz tur şirketlerinin çok sevdiği ifadeyle panoramik şehir turuyla geçti. Otelden çıkıp Las Ramblas ve çevresini boş boş gezerken karşımıza çıkan La Bouqeria cennetinden (pazar yeri diyenler de var) kaptığımız meyve salatasıyla Plaça Reial’e, oradan da Barcelonata plajına doğru yürüdük.

barselona-gezisi-02Hazır buraya gelmişken tavsiye üzerine Port Vell restorana oturarak ilk paella&sangria ziyafetimizi çektik. Ama Port Vell’in tarihe geçme sebebi aşağıda videosunu izleyeceğiniz abinin içeriye girişiyle başladı. Avrupa’dayız ne de olsa İspanyolca ezgiler eşliğinde yiyip içiyoruz derken müzisyen abimiz yanımızda doğum günü kutlayan Türk grubu keşfetti. İşte tam bu andan itibaren Türkçe müzik ziyafeti başlamış oldu 😛 Ciguli’den Binnaz’ı falan anladım ama Coşkun Sabah’tan Aşığım Sana denen şarkıyı en son 10 yaşımda falan dinlemiş olabilirim. Neyse anlatamam görmen lazım diyorum;)

Port Vell Restaurant’ta yemek yiyip hesabı istediğinizde Cava patlatılıyor diye panik yapmayın. Cava’nın şişesi 3 euro olunca öylesine patlatılabiliyor işte…

Bitmeyen Delilik: Gaudi

Barselona - Gaudi

Bu şehre gelmeden karşılaşacağımız Gaudi gerçeğinin bilincinde olmamıza rağmen yaratıcılığın sınırlarını zorlayan Gaudi yapıları karşısında ağzımız bir karış açık gezmek dışında pek bir şey yapamadık. İkinci günümüz yorucu ama büyüleyici bir Gaudi turuyla geçti. Casa Batllo, Casa Mila, La Sagrada Familia yetmemiş gibi metroyla Park Güell’e geçiş yaptık.

Barcelona’ya imzasını atmakla kalmayıp her taşına izini bırakan Gaudi 19. yüzyılda etkileyici bir tura çıkmamızı sağladı. Art Nouveau akımının İspanya’daki öncüsü olan Gaudi tüm şehri eserleriyle doldurduğundan tamamını bir kerede ziyaret etme şansınız pek olmuyor.

Casa Batllo
Casa Batllo
Casa Batllo

barselona-gezisi-05 barselona-gezisi-15 barselona-gezisi-14

Casa Mila – La Pedrera

barselona-gezisi-12 Casa Mila - La Pedrera barselona-gezisi-19 barselona-gezisi-20

Barselona’ya gitmeden önce okuduğum blogların hemen hepsinde bu saydığım yerlere girmek için bekleyeceğimiz sıralardan bahsediliyordu. Ancak kış sezonu avantajı burada kendisini gösterdi ve La Sagrada Familia Kilisesi’ne bile 10 dakikada giriş yapmayı başardık.

La Sagrada Familia

La Sagrada Familia Kilisesi barselona-gezisi-23 barselona-gezisi-24 barselona-gezisi-25 barselona-gezisi-26 barselona-gezisi-27Park Güell’e ise bilinçsiz olarak ücretsiz giriş kapısından girerek kendimizi parkın ortasında bulduk. Gaudi eserlerinin olduğu alan ücretli olduğundan bilet ofisi ararken herkese lazım bir görevliye denk geldik. Kendisi 35 dakika sonra (yani 18:15) bilet almadan parkın tamamını gezebileceğimizi, 7 euro’luk girişin oldukça pahalı olduğunu ve bekleyebileceğimizi söyledi. Güell Park’ın ücretsiz bölümünde bırakın 35 dakikayı 35 saat bile geçirebileceğimizden bekleyerek görevlilerin alanı terk ettiği muhteşem bir ana tanıklık ettik. Yaklaşık 18:10 gibi ücretli giriş alanı önünde kuyruk oluşmaya başladı ve görevliler alandaki barikatları kaldırdığında nedense koşarak parka giriş başladı. Hani ilkokulda teneffüse çıkarken anlamsızca koşarsınız ya işte burada yaşanan olay aşağı yukarı böyle bir şeydi. Olaylar çok ani gelişmeseydi video çekerdim ama olmadı neyse.

Park Güell

barselona-gezisi-28 barselona-gezisi-29 barselona-gezisi-03

Urban Mekanlar, Butikler vs

barselona-gezisi-06Akşam bacaklarımızı hissetmesek bile Barselona’nın en güzel mekanlarından birine (yazar burada bana göre demek istiyor) gittik. İspanyol birası Moritz’in fabrikası Fabrica Moritz Cerveceria sadece yemek içmek için değil alışveriş yapmak için de mutlaka uğranması gereken bir yer.

barselona-gezisi-04Yemek güzel, bira güzel, kokteyller güzel, konsept güzel, mağazasındaki ürünler güzel derken ön tarafındaki ekmek fırınını gördük ve Moritz’e olan sempatimizin daha da yükseldiğini gördük. Moritz’de içtiğim beer lemon shandy (Clara da deniyormuş) bu bölgeye özgü şahane bir bira kokteyli. Barselona Fabrica Moritz

İkinci gün sürprizi Plaça Catalunya’da bulunan Urban Outfitters mağazasını görmek oldu. En sevdiğim mağazalardan biri olmasına rağmen ülkemizde uygulanan alışveriş kısıtlamaları ve yüksek kargo gönderim ücreti sebebiyle ürünlerine sadece bakmakla yetindiğim mağazaya girmek bile bana iyi geldi.

barselona-urbanoutfittersNeyse çeşit olarak kısıtlı bile olsa Urban Outfiiters’da biraz vakit geçirdikten sonra Barselona’nın muhteşem Gotik Bölgesi’nde gezmeye aslında kaybolmaya başladık Mağazalar, kafeler, sürprizlerle dolu tasarım dükkanları arasında bırakın saatleri günlerce gezebilirsiniz. Burası Barselona’da mekanlarda ve dükkanlarda bolca vurgulanan urban kelimesini gerçek anlamda hakkını veren bir bölge. Her sokağında ayrı sürprizleri saklayan bölgede Santa Maria del Pi Kilisesi’nden arka sokaklara dolaşarak 14. yüzyıla daha geçiş yapıyoruz. Yine bu bölgede bulunan Picasso müzesi bizim vakit ayırmadığımız cazip duraklardan biri.

barselona-gezisi-30 barselona-gezisi-31 barselona-gezisi-32 barselona-gezisi-34 barselona-gezisi-35

Barselona’nın ünlü dondurmacısı Amorina karşımıza çıkınca lezzetli bir ev yapımı dondurma yedik ama en iyi dondurma hala San Gimignano’da;)

Barselona Amorino

Kahve ve kruvasanla kahvaltı eden masum Türkler olarak kendimizi bu bölgenin en çok tavsiye edilen mekanlarından Milk’e attık. Birden fazla blogda önerildiği için mutlaka uğramak istediğim Milk, bu övgüleri boşuna almamış. Recovery Brunch sloganıyla çok lezzetli tabaklara imza atan mekanın hem atmosferi hem de çalışanları inanılmaz sıcak. Penelope Cruz’un bile tavsiye ettiği mekanda (Eser bu detayı öğrenince çok heyecanlandı:D) Katalan kahvesi Cafe Cortado içerek yapılacaklar listeme yeni bir çizik daha atıyorum.

barselona-milk-cafe barselona-milk-cafe1 barselona-milk-cafe-curtado

Bir yere ilk defa gitmenin en güzel yanı deneyimleyebilecek yüzlerce yeni şeyinizin olması. Barselona’ya gelip flamenko izlemezsek kendimizi eksik hissedecektik. Plaça Reial’de bulunan Los Tarantos 10 euro’ya sunduğu 30 dakikalık şovlarla tadını çıkaramasanız bile memnun ayrılabileceğiniz bir flamenko deneyimi yaşamanızı sağlıyor. Her gece yarım saatlik üç şov düzenleyen mekanda biletler şovdan yarım saat önce satışa çıkarak hızla tükeniyor.


Flamenko’dan önce Los Tarantos’un hemen yanı başında bulunan Ocana, kokteyl içmek için mutlaka uğranması gereken başka bir adres. Kabare tarzı dekorasyonuyla beni büyüleyen mekanda içtiğim Passion Fruit Mojito’nun tadı damağımda kaldı. Biz yemedik ama tapas tabakları hiç fena görünmüyordu.

barselona-ocana-bar1 barselona-ocana-bar

Son günümüzde Figueres’te bulunan Salvador Dali müzesine gidebilir veya yağmurdan terası kapanmasaydı Palace Guell’i gezebilirdik ama biz yavaş yavaş şehre veda etmeye ve sevdiğimiz yerlerde biraz daha vakit geçirmeye karar verdik. Meyve cenneti La Bouqeria’dan Barri Gotic’e doğru yürürken alışveriş yapmayı ihmal etmedik.

Palace Güell
Palace Güell

barselona-laboqueria-01 barselona-laboqueria-02 barselona-laboqueria-03 barselona-laboqueria-04 barselona-laboqueria-05 barselona-laboqueria-06Fiyatları oldukça uygun olmasına rağmen tasarımlarıyla çok beğendiğimiz Tiger’dan ıvır zıvır alma rekoru kırdıktan sonra yağmurdan kaçarak bir masal alemine sığındık.

barselona-tigerNeresi burası şaşkınlığını üzerimizden atmamız yaklaşık bir dakikamızı alınca Museu de Cera’nın avlusundaki Bosc de les Fades‘e oturup Cava içmeye karar verdik. (Tamamen şaşkınlığı atabilmek için ama) Neyse masal alemine bizim gibi şaşkın şaşkın giriş yapanları izledikçe yalnız olmadığımızı anladık.

barselona-gezisi-39 barselona-gezisi-40 Masal aleminden zorla da olsa ayrılarak Creme Catalana yiyelim dedik. Siz diyin Creme Brulee, ben diyeyim Creme Catalana’yı Gotik mahallede yiyin demişlerdi, biz de öyle yaptık. Tatilde olunca tatlı sınırlaması olmaz diye üstüne utanmadan Barselona’nın ünlü çikolata dükkanı Fargas’a da bir uğrayıp çıktık.

barselona-creme-catalana

Hediyelikleriyle büyüleyici bir diğer dükkan Art Escudellers. Farklı bütçelere uygun seçeneklerin olduğu dükkan seramikleriyle öne çıkıyor. En önemli özelliğiyse İspanyol şehirlerine özgü seramiklerin yine şehirlere göre sergilenerek satılması. Burası uzun bir süre vakit geçirdikten sonra kararsızlıktan çığlık atarak kaçmak istediğim delirtici bir yer. Tabak çanak mevzusunda öyle aşmışlar ki seçmek imkansız.

barselona-gezisi-42 barselona-gezisi-01

Tatildeyken mekan önerisi almak önemli ama Barselona’da tesadüfen girdiğimiz mekanların hiç biri bizi pişman etmedi. Özellikle otelimize çok yakın olan Passeig de Gracia çevresinde çok güzel cafe ve restoranlar var ve en önemlisi pek çoğu devasa büyük. Son güne yani Cumartesi gecesine bıraktığımız ve rezervasyonsuz gittiğimiz için masa bulamadığımız Cerceveria Catalana’nın tapas barını görmek bile bana yetti. Yorumları çok iyi olan ve her daim kalabalık olan bu restorana giderek lütfen benim yerime  de tapas yiyin. Biz açlıktan bekleyemedik ve La Consentida‘da güzel bir tapas&Cava ziyafeti çektik;) Neyse üstüne Pura Brasa‘da tekrar Sangria içtik. Sangria içmeden dönmeyin ama nasılmış diye meraklanıyorsanız sangria tarifimize göz atabilirsiniz.

barselona-sangria

Barselona tatili demek hırsızlık uyarılarıyla tribe girmek demek. Ben de görevimi yaparak sizi bu konuda bunaltmak isterim. Gitmeden tanıdıklar, gidince oteldeki ve mekanlardaki levha ve kitapçıklarla hırsızlık konusunda çok dikkatli olmanız konusunda uyarılıyorsunuz. Bu kadar çok uyarı alınca “garip ama bugün de soyulmadık” hissiyle gezdik;)

barselona-gezisi-17

Bir şehri güzelleştiren şey sokak sanatı değilse nedir? Sokak sanatçıları, grafittiler, heykeller ve müzisyenler sanırım bu şehri daha çok sevmemizi sağladı.

barselona-gezisi-09 barselona-gezisi-36Krizde olduklarını bildiğimiz halde oldukça güleryüzlü ve yardımsever insanlarla karşılaşma fırsatı bulduk. Hiç bitmeyen tasarım butikleri, tekrar tekrar gitmek isteyeceğim mekanları ve upuzun kumsalıyla Barselona’yı şimdiden özledim bile. Tekrar görüşmek dileğiyle…

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here